Bir yerden bir yere giderkenki o planlı koşturmaca değil, amaçsızca sokakta olmak, başıboş dolaşmak güzeldir.
Parmakucu Dokunuşları...
15 Ağustos 2013 Perşembe
27 Nisan 2013 Cumartesi
"Jakop" adlı bir entellektüel..
20 Şubat 2013 Çarşamba
Doğum Günü Bebekleri..
İlk sipariş bebeklerim. Bilge' nin (kadın olan bebek) doğum günü için Hamdi (erkek bebek) tarafından şipariş edildiler. Portreleri birebir fotoğraftan çalıştım. Bilge hediyesini alınca çok duygulandı. Emeği geçen çok sevdiğim arkadaşlarımın (Başak, Aygül, Nuray ve Diler) emeğine sağlık..
25 Kasım 2012 Pazar
Orman Günlükleri II
Orman durgun suyun üstündeki titrek, mor, gri, uçucu sistir, sessiz sessiz tüter,
sabahla gelir;
... tepelerden gelen neşeli ışıkla kaybolur..
... öyle patlatır ki renkleri o neşeli taze ışık; realizmden sürrealizme kayar algın..
...öyle yerden kesilir ki ayakları sağduyu sahibi sıkıcı algımızın, öyle tepetaklak olur ki "gerçeklik"; hangisi gerçeği, hangisi yansıması bilemezsin..
... bilemezsin, ağaç mı suya eğilir; su mu ağaca yükselir... Işık mı onları; onlar mı ışığı sarar...
... toprağın kucağında boylu boyunca uzananlar ölü, dimdik ayakta duranlar mı canlı...
... yoksa capcanlı, dimdik sandıkların ölmekte, ölü sandığın yatanlar mı hayata can vermekte...
(Tüm fotoğraflar Yedigöller'de 'ben' tarafından çekildi.)
... bilemezsin... Bilemezsin ve renk cümbüşünün, kaybolup giden sabah sisinin, birbirinin içine giren, birbirine karışan gerçekle yansımanın ortasında kalakalırsın, öyle simsiyah..
27 Eylül 2012 Perşembe
"Yaralı Şifacı, İyileştiren Acı"
Doğru bir hayatı, doğru bir şekilde yaşadığımı hissettiren arkadaşlarım var. Mutlu olduğum kadar şanslıyım da..
Saçları ve aklı yer çekimine meydan okuyan arkadaşım Barış 'ın resimleri de öyledir ve baktığınızda, içine girdiğinizde sizin de ayaklarınız kesilir 'yer'den. Zaten onun evreninde ayaklara da yere basmaya da gerek yoktur, uçmaktır yeğ olan.
Keskin görüşünü ve zekasını çok sevdiğim arkadaşım Şamil çok iyi anlatmış onun resimlerini. Ben susayım, o kadar güzel anlatmış ki; ondan okuyun.. Ve lütfen sergiyi gidip görün..
Saçları ve aklı yer çekimine meydan okuyan arkadaşım Barış 'ın resimleri de öyledir ve baktığınızda, içine girdiğinizde sizin de ayaklarınız kesilir 'yer'den. Zaten onun evreninde ayaklara da yere basmaya da gerek yoktur, uçmaktır yeğ olan.
Keskin görüşünü ve zekasını çok sevdiğim arkadaşım Şamil çok iyi anlatmış onun resimlerini. Ben susayım, o kadar güzel anlatmış ki; ondan okuyun.. Ve lütfen sergiyi gidip görün..

23 Eylül 2012 Pazar
Ressamların Eskisi Yenisi, Akıllısı Delisi..

Amedeo Modigliani
Eskiden resim, sağlıklı, tekin insanların harcı değildi. İfade yöntemi olarak resmi seçenler, öyle çaresiz, öyle seçeneksiz, çıkışsız kişilerdi ki.. Hepsi birer "ısırılmış ruh" hepsi birer "tutunamayan"dı.. Yakalarına yapışmış ve boğazlarını sıkıp sıkıp duran "duende" ile başları belada.. Öyle bir bela ki, bir kez baktın mı herşeye sana öğretilenin dışında, tersinden.. Artık üretmezsen iflah olmazsın. Şuursuzca, sayıklar gibi, başka türlüsü mümkün olmadığı için yaparsın resmi, heykeli..
İşte yukarıda hüzünlü eğik ince boyunların taşıdığı zarif gözbebeksiz kafaların ressamı Modigliani.
Aşağıda kısa kıpkısa boyu ve genç yaşta onu sakat bırakan kırık kemikleriyle ötekinin de ötekisi, aristokrat olmasına rağmen resmettiği hayat kadınları ve yaşam tarzı nedeniyle ailesi tarafından terk edilen, inadına inadına fahişeleri çizen, içen, dağılan, kırılan sonra yeniden kırılan cüce Loutrec..

Henri de Toulouse Lautrec
Fazla tutkulu çalıştığı için papazlıktan bile atılan, hayatı boyunca hiç beş para kazanamayan, dönemindeki akademik ressamlar tarafından hep aşağılanan (mükemmel vücutlu, estetik duruşlu mukaddes figürler değil de tarlada çalışan, kabaca eğilip kalkan insanlar çizdiği için), itildikçe gece mavilerini, sarıları titreştiren, havayı bile katman katman ören, savuran, kıvıran.. Yoksul bir hayat kadınıyla sırf inanlardan daha fazla zarar görmesin diye evlenmeye karar veren, sanrılar gören, deliren, yine deliren, hastalıklı bir bağlılık duyduğu arkadaşı için kulağını kesen, sonra gidip kendini vuran, dağılan, tuzla buz olan Vah Gogh..

Vincient Van Gogh
İnsan etini, tenini, neredeyse renksiz ama bir o kadar gerçek, çürük, yer yer mor, yarı saydam boyayabilen, cinselliğini, düz delici bakışlar ve meydan okuyan açık apış aralarıyla bir tokat gibi yüzümüze çarpan, keskin kemikli kadınların, uzun garip şekilli parmakların ressamı narsist Schiele..

Egon Schiele
Resimleri salonlar tarafından reddedildikçe inadına inadına aynı şeylerin resmini yapan, klasik perspektif anlayışını elinin tersiyle kaldırıp çöpe atan, cesaretiyle kendinden sonraki bir çok akımın esin kaynağı, su damarı, fırtınada resim yaparken hastalanan ve ölen Cezanne..

Paul Cezanne
... bu ressamlardan, ısırılmış ruhlardan sadece bir kaçı. Peki ressam ne zaman hesap kitap yapar hale geldi. Ne zaman aklı selim, ne yaptığını, nasıl yapması gerektiğini bilen, neyi nasıl yaparsa işlerinin bir pazarı olabileceğini, satılabileceğini ayırtedebilen hesapçı insan oldu? Yukarıdaki ressamların güçleri, cesaretleri ve dolayısıyla resim sanatına getirdikleri yenilikleri; 'deliliklerinden'di.. Modern ressam fazla 'akıllı'. Ve işte bu yüzden modern resim fazla ruhsuz!
10 Eylül 2012 Pazartesi
Kitaplar, kitaplar..

Sonunda arkadaşlarımın, her gittiğimde iştahımı açan bol kitaplı evine fotoğraf makinemle tekrar dalabildim. O tozlu kitaplar her gittiğimde okumak için gözlerimi, fotoğraflarını çekmem için de parmaklarımı kaşındırıyordu. Artık işin okuma kısmını bayılarak aldığım yeni kindle'mda yapacağıma göre; bana bir süre (fotoğraflarıma konuk olma fedakarlığını gösteren arkadaşlarımla birlikte)sadece modellik yapabilirler.

Kitapla ilgili hatırladığım ilk şey çevremdeki birçok insanın tedirgin bir telaşla onları toprak altına gömmeleri. Kitap öyle birşeydi ki, gücü öyle büyüktü ki, sende bulunduğunda hayatının önemli bir kısmını hapiste geçirebilirdin. O karanlık Eylül'deki aceleci ve endişeli insanlar harika bir yöntem bulmuşlar bence. Sözcükleri gömmüşler ki topraka, can bulsun, yeşersin.. Çevrenizdeki ağaçlara iyi bakın. Belki de köklerini nemli bir kitap besledi. Yeterince dikkatli bakarsanız yapraklarına okuyabilirsiniz karanlıkla beslenmiş yasak hikayelerini..



Kaydol:
Kayıtlar (Atom)